Suzuki Eğitimi

Müge Eraydin Müzik Okulu,

dünyada çalgı öğrenimde en hızlı gelişim sağlayan

Suzuki Metodu ile eğitim veriyor.

“Müzik öğretmek değil ana hedefim, iyi vatandaşlar, asil değerlere sahip insanlar olmaları için yol göstermek…

Bir çocuk, doğumundan itibaren iyi müzik dinler ve kendi de çalmayı öğrenirse, duyarlılığı, disiplini ve sabretmeyi öğrenir.

Güzel bir yüreğe sahip olur.”

Shinichi Suzuki

Suzuki Metodu, Shinichi Suzuki’nin kırk yılı aşkın araştırmalarıyla geliştirilmiş, dünyada yıllardır başarıyla uygulanan, “anadil” tekniğine dayanan bir eğitim metodudur. Nasıl ki, anadil doğuştan itibaren aileden duyularak kolayca öğreniliyorsa, Suzuki Eğitim Metodu da müziği sürekli dinleyip, tekrar ederek, anadil gibi doğal yolla öğrenme ve geliştirme üzerine kuruludur. İşte bu yüzden Suzuki Eğitimi, tüm dünyada bu alanda en hızlı gelişim sağlayan metoddur.

Suzuki Eğitim Metodunda esas, kitaptaki parçaların takip edilmesi değil, gerçek sonucun alınması için eğitmenin ISA (International Suzuki Association) onaylı özel eğitim tekniğine sahip olması ve bu eğitimin bilinçli yaklaşımını uygulamasıdır. Müge Eraydın Müzik Okulu ISA (International Suzuki Association) onaylı Suzuki Eğitimi veren bir okul, Müge Eraydın ise ESA (Avrupa Suzuki Derneği) yetkili eğitmenidir.

Suzuki Eğitim Metodu sadece bir enstrüman eğitimi vermenin çok ötesinde, çocukların pedagojik formasyonunda son derece etkili bir yöntemdir. “Beceri beceriyi besler ve erken yaşlarda kazanılan küçük hünerler ileride büyük becerilere dönüşür” felsefesine dayanan Suzuki eğitiminin temelinde gelişim vardır ve işte bu yüzden Suzuki Eğitimi ile “HER ÇOCUK BAŞARIR”

SUZUKİ ÜÇGENİ

Suzuki Eğitimi’nin temeli anadili öğrenme metoduyla aynı olduğundan çevre en önemli etmendir. Çevre faktöründe Suzuki Üçgeni adı verilen üç ana nokta bulunur. Öğretmen, öğrenci ve ebeveynden oluşan bu sistemde herkesin görev ve sorumlulukları vardır.

Öğretmen genel öğrenme sürecinden sorumludur. Çalışma, dinleme ve tekrar materyallerini belirlemenin dışında, öğrencinin öğrenme sürecine karşı profesyonel bir yaklaşım belirler ki, bu yaklaşımın en temelinde “öğrenciyi cesaretlendirme ve teşvik etme” vardır.

Çocuklar doğdukları andan itibaren ilk anne ve babayı gözlemleyerek taklit etme eğilimindedir. Bu nedenle ailenin genel yaşamı, günlük hayatı eğitimde çok önemli bir unsurdur. Ebeveynler çocuklarıyla birlikte enstrümanın temel özelliklerini ve öğretim yöntemlerini öğrenir, hatta enstrümanı çalmaya bile başlarlar. Ders dışında dinleme, tekrar materyallerini takip etme ebeveynin temel görevleri arasındadır ve bu nedenle de aile evdeki öğretmendir.

Ebeveyn ve öğretmen, çocuğun öğrenimi için gerekli çevreyi oluşturan iki önemli unsurdur. Bu sayede müzik ve enstrüman çalma, çalışma yapılması gereken zorunlu bir aktivite değil, günlük bir rutin, bir ihtiyaç haline gelecek ve çocuğun yaşamının bir parçası olacaktır.

ERKEN BAŞLANGIÇ

Yetenek eğitiminde erken başlangıç çok önemlidir. Öğrencilerin büyük bir çoğunluğu eğitimlerine üç ya da dört yaşında başlıyor olmalarına rağmen, çocukların işitme kapasitesinin en yüksek olduğu dönem 0-5 yaş arasıdır. Bu nedenle anadilde olduğu gibi Suzuki Eğitiminin de anne karnında başlamasının faydası çok büyüktür.

DİNLEME

Enstrümanın repertuarını oluşturan müziklerin pasif ve aktif şekilde her gün düzenli olarak dinlenmesi, yetenek eğitiminde bir olmazsa olmazdır. Suzuki Metodunun ana ilkelerinden biri zihinde bilinen müziğin daha kolay ve hızlı öğrenildiğidir. Düzenli müzik dinleme çocukların ezber yeteneğine yaptığı önemli katkıyla birlikte, onların diğer işitsel yeteneklerinin gelişimine de yardımcı olur.

TEKRARLAMA

Anadilin öğrenilmesinde olduğu gibi öğrenilen materyallerin belli aralıklarla tekrar edilerek gözden geçirilmesi yetenek eğitiminde çok önemli bir noktadır. Çocuğun yeni kelimeler öğrendikçe daha önceden öğrendiklerini kullanmayı bırakmaması Suzuki Metodu için önemli bir ipucudur.

Anadil metodu öğrencileri eski parçaların yeni teknikler kullanarak tekrarlanması konusunda cesaretlendirir. Bu şekilde hem hafızalarını tazelemiş, unutkanlığı önlemiş ve yeni tekniklerle çalışmaları sağlanmış olur.

NOTA OKUMANIN ERTELENMESİ

Suzuki Metodu nota okumayı sonrayı bırakır. Anadil öğrenmede olduğu gibi çocuk önce konuşmayı sonra okumayı öğrenir. Çocuklar okumayı öğrenmeden anadillerini konuşabildikleri sürece, nota okumayı öğrenmeden müzik yapabilme yetisine sahiptir. Nota okumak yetenek eğitiminde son derece önemlidir ancak uygulamaya başlama zamanındaki farklılık onu geleneksel yöntemlerden ayırır ve öğrenci enstrümanında belli bir seviyeye ulaşmadan nota okuyamaya zorlamaz.

NEDEN SUZUKİ METODU

Suzuki Metodunun Felsefesi becerinin doğuştan olmadığı ve uygun çevre koşulları sağlandığı sürece yeteneğin her çocuk tarafından edinilebileceği prensibi üzerine kuruludur. Bu varsayım, öncelikle aile olmak üzere yeteneğin gelişimine yardım edebilecek koşullara sahip her sağlıklı çocuğun anadilini konuşabiliyor olma gerçeğinden ileri gelir ve Suzuki Metodu “Her Çocuk Başarır” der!